İbrahim Hakan Metin
Köşe Yazarı
İbrahim Hakan Metin
 

Erdemsiz Omurgalılar (!)

“Omurgasız” son dönemde sıklıkla kullandığım, dost meclislerinde tahlil yaparken dile getirdiğim bir kavram. Bu kavramı sık kullanma sebebim ise yaradılışından “omurgalı” olan kimi insanların, omurgasızlığı bir yaşam biçimi haline getirmesi ve bunun neticesinde toplumsal yozlaşmaya sebep olması. Toplumun bireylerden oluşması nedeniyle, bireysel anlamda çoğalan omurgasızlık, toplumunda son tahlilde giderek omurgasızlaşmasına, yani bir başka deyişle dejenerasyonuna (yozlaşmasına) neden olmaktadır. Bilindiği üzere omurga, vücuda esneklik sağlayan, yürürken gövdemize destek olan bacaklarımız, başımız ve gövdemiz arasında köprü görevi yapan ve tüm iskelet sisteminin ana gövdesini leğen kemiği ile birlikte oluşturan kemik yapıdır. Bir yandan hareketi gerçekleştirip öte yandan hayati önem taşıyan yapıları, organları koruyan omurganın işlevini yapmaması halinde, kamburluk başta olmak üzere bir takım bedensel rahatsızlıkların meydana geldiği bilinen bir gerçektir. Bu yönüyle düşündüğümüzde omurga, yaşamsal bir öneme sahiptir. Omurga, öncelikle dik durmayı sağlar. Fiziksel anlamdaki dik durmak deyim olarak kullandığında yılmamak anlamını taşır. Yılmamak, yani pes etmemek, mücadele etmek, eğilip bükülmemektir. Öyle bir mücadeledir ki bu, bünyesinde insan onuruna yaraşır erdemleri barındırır. TDK sözlüğünde “Erdem”; ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik gibi niteliklerin ortak adı olarak tanımlanır. Kısacası erdem, ahlak, ahlak ise kişide huy olarak bilinen iyi ve güzel olan niteliklerdir. Velhasılıkelam omurgalılık, ahlaklı olmak demektir mecazen. İnsanoğlu yaradılışından omurgaya sahip olmasına rağmen kendini “insan” olarak tanımlayan kimileri, süreç içerisinde öğrendiği omurgasızlığı, yani mecazen ahlaksızlığı yaşam şekli haline getirmekte, üstelik marifetmiş gibi buna birde “değer” atfetmektedir. “Değer”, yararlı nitelikler ve yaşama yön veren düzenleyiciler, yüksek ve yararlı niteliklerdir ki, sevgi, saygı, sorumluluk, adalet, yardımseverlik, doğruluk ve dürüstlük, hoşgörü yaşamda önem arz eden değerlerden olup, bunlar insanın olmazsa olmazıdır. Olmazsa olmazlığının sebebi ise, Antik Yunan’dan bu yana süregelen insana ait erdemleri, diğer anlamıyla insanın çatısını, kısacası omurgasını oluşturmasıdır. İnsan olmanın gereği bahsettiğim şekliyle erdemli olmaktan geçmesine rağmen, günümüzde dışsal anlamda insan kisveli içsel anlamdaysa yazık ki insan müsveddesinde erdemsiz omurgalılar hızla boy vermekte, bölünerek çoğalırcasına… İnsan müsveddesi erdemsiz omurgalılar, adaletsizlik, sözünde sebatsızlık, iftiracılık, yalancılık, riyakarlık, adam kayırmacılık, hırsızlık, ırz düşmanlığı, nankörlük gibi özellikleriyle yaşam sürecinde yer alarak toplumun yozlaşmasında önemli rol oynarlar.  Menfaatleri uğruna her şeyi yapabilme potansiyeline sahip insan müsveddesi erdemsiz omurgalılar, her devrin adamı olmalarını ve “gelen ağamsa giden paşamdır” ilkesinin yılmaz savunuculuğunu marifet saydıkları gibi, mangalda kül bırakmayarak, gerçek yüzlerini gizlemeyi de gayet güzel başarırlar. Bunlara karşı mücadele nasıl mı yapılır? KKTC’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş’ın “Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın; düşüncelerinde bir ileri bir geri adımlar atmayacaksın. Her dönemin adamı değil, her dönem adam olacaksın…”  veciz sözünde belirttiği gibi her dönem adam (insan) olmanın erdemlerini mıh gibi aklımızda tutup, bunların nuruyla yaşamı aydınlatarak…  
Ekleme Tarihi: 26 Ağustos 2021 - Perşembe

Erdemsiz Omurgalılar (!)

“Omurgasız” son dönemde sıklıkla kullandığım, dost meclislerinde tahlil yaparken dile getirdiğim bir kavram. Bu kavramı sık kullanma sebebim ise yaradılışından “omurgalı” olan kimi insanların, omurgasızlığı bir yaşam biçimi haline getirmesi ve bunun neticesinde toplumsal yozlaşmaya sebep olması. Toplumun bireylerden oluşması nedeniyle, bireysel anlamda çoğalan omurgasızlık, toplumunda son tahlilde giderek omurgasızlaşmasına, yani bir başka deyişle dejenerasyonuna (yozlaşmasına) neden olmaktadır.

Bilindiği üzere omurga, vücuda esneklik sağlayan, yürürken gövdemize destek olan bacaklarımız, başımız ve gövdemiz arasında köprü görevi yapan ve tüm iskelet sisteminin ana gövdesini leğen kemiği ile birlikte oluşturan kemik yapıdır. Bir yandan hareketi gerçekleştirip öte yandan hayati önem taşıyan yapıları, organları koruyan omurganın işlevini yapmaması halinde, kamburluk başta olmak üzere bir takım bedensel rahatsızlıkların meydana geldiği bilinen bir gerçektir. Bu yönüyle düşündüğümüzde omurga, yaşamsal bir öneme sahiptir.

Omurga, öncelikle dik durmayı sağlar. Fiziksel anlamdaki dik durmak deyim olarak kullandığında yılmamak anlamını taşır. Yılmamak, yani pes etmemek, mücadele etmek, eğilip bükülmemektir. Öyle bir mücadeledir ki bu, bünyesinde insan onuruna yaraşır erdemleri barındırır.

TDK sözlüğünde “Erdem”; ahlakın övdüğü ve ahlaklı olmanın gerektirdiği doğruluk, yardımseverlik, yiğitlik, bilgelik, alçakgönüllülük, iyi yüreklilik gibi niteliklerin ortak adı olarak tanımlanır. Kısacası erdem, ahlak, ahlak ise kişide huy olarak bilinen iyi ve güzel olan niteliklerdir. Velhasılıkelam omurgalılık, ahlaklı olmak demektir mecazen.

İnsanoğlu yaradılışından omurgaya sahip olmasına rağmen kendini “insan” olarak tanımlayan kimileri, süreç içerisinde öğrendiği omurgasızlığı, yani mecazen ahlaksızlığı yaşam şekli haline getirmekte, üstelik marifetmiş gibi buna birde “değer” atfetmektedir. “Değer”, yararlı nitelikler ve yaşama yön veren düzenleyiciler, yüksek ve yararlı niteliklerdir ki, sevgi, saygı, sorumluluk, adalet, yardımseverlik, doğruluk ve dürüstlük, hoşgörü yaşamda önem arz eden değerlerden olup, bunlar insanın olmazsa olmazıdır. Olmazsa olmazlığının sebebi ise, Antik Yunan’dan bu yana süregelen insana ait erdemleri, diğer anlamıyla insanın çatısını, kısacası omurgasını oluşturmasıdır.

İnsan olmanın gereği bahsettiğim şekliyle erdemli olmaktan geçmesine rağmen, günümüzde dışsal anlamda insan kisveli içsel anlamdaysa yazık ki insan müsveddesinde erdemsiz omurgalılar hızla boy vermekte, bölünerek çoğalırcasına…

İnsan müsveddesi erdemsiz omurgalılar, adaletsizlik, sözünde sebatsızlık, iftiracılık, yalancılık, riyakarlık, adam kayırmacılık, hırsızlık, ırz düşmanlığı, nankörlük gibi özellikleriyle yaşam sürecinde yer alarak toplumun yozlaşmasında önemli rol oynarlar.  Menfaatleri uğruna her şeyi yapabilme potansiyeline sahip insan müsveddesi erdemsiz omurgalılar, her devrin adamı olmalarını ve “gelen ağamsa giden paşamdır” ilkesinin yılmaz savunuculuğunu marifet saydıkları gibi, mangalda kül bırakmayarak, gerçek yüzlerini gizlemeyi de gayet güzel başarırlar.

Bunlara karşı mücadele nasıl mı yapılır?

KKTC’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş’ın “Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın; düşüncelerinde bir ileri bir geri adımlar atmayacaksın. Her dönemin adamı değil, her dönem adam olacaksın…”  veciz sözünde belirttiği gibi her dönem adam (insan) olmanın erdemlerini mıh gibi aklımızda tutup, bunların nuruyla yaşamı aydınlatarak…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve offtherecord.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.