Nisan Yörükoğlu
Köşe Yazarı
Nisan Yörükoğlu
 

Yanmış Ağaçlar/Ölmüş İnsanlar Üzerine-Savaşın Sanata Etkileri

Yeni bir dünya kuruyoruz. Balçıktan, çamurdan, dağılıp parçalanmış yeryüzüne yayılan kirli sulardan... 1918’e gidiyoruz. Paul Nash’in 'We are making a new world' adlı eseri karşılıyor bizi. İngiltere birinci dünya savaşının ortasında. O yıllarda Paul Nash İngiltere’nin resmi savaş sanatçılığını yapıyor. Aç kalmamak, para kazanmak için cephede sanatını icra etmeye çalışan Nash bu savaşın yalnızca insanları etkilemediğini, doğanın da bir çeşit kıyıma uğradığını fark ediyor. Ancak cepheye ilk geldiği yıllarda, bahar aylarında doğanın kendi kendini toparlayabildiğini fark edip rahatlarken kış aylarında gördüğü manzaralar karşısında dehşete düşüyor. “Hiçbir kalem ya da çizim bu ülkede olup biteni iletemez, aylar ve aylar boyunca, gece ve gündüz gerçekleşen savaşların olağan görüntüsünü. (...) Gün doğumu ve gün batımı kutsala hakaret ediyor, insanla alay ediyorlar; yalnızca yaralı ve şişmiş bulutlardan taşan kara yağmur ve gecenin acı karanlığı böyle bir yerdeki atmosfere uyuyor. Yağmur bastırdığında leş gibi kokan çamur daha şeytani bir sarıya dönüyor, bombaların açtığı çukurlar beyaz-yeşil suyla doluyor, yollar ve raylar inçlerce balçıkla kaplı; ölen karaağaçlar sızlıyor ve terliyor ve bombalar asla durmuyor.” O zamana kadar iç açıcı manzara resimleri çizen Paul Nash savaşın etkilerini doğanın üzerinden anlatmaya ve dolayısıyla karamsar tablolar çizmeye başlıyor. Onu cepheye, orduyu yüceltmesi, halka moral veren resimler çizmesi için gönderen savaş konseyinin hoşuna gitmiyor bu durum tabii ki. Ancak manzara resimlerinin tarihsel sürecinin kırılma noktalarından biri haline geliyor bu karamsar tablolar. We are making a new world Güneş vadinin üzerinde yükseliyor. Artık ne yaptığımıza bakma zamanı. Yönetme, kontrol altına alma hırsımıza… Ölümden dirim çıkaracağına emin öfkeli kalabalıklarımıza, iktidarlara… Sahip olmak, sömürmek tutkusuyla hoyratça el attığımız doğaya… Tüm sevecenliğini yitirmiş yıkık dökük bu vadide yanıp parçalanmış ağaçların çıplaklığı insanı ürkütüyor. Ormanın metafizik gücünün, merhametinin sessizce çekildiği hissine kapılıyoruz. Terkediliyoruz. Yokluk, güvensizlik, çıplaklık… Tüm bu hislere engeller ekleniyor. Bu vadinin devasa girinti ve çıkıntıları arasında asla yürüyemiyoruz. Sanki aydınlanan hava değil de zihnimiz. Karanlıkta yaptıklarımız, karanlıkta kurduklarımız yeni yeni görünüyor gözümüze. Doğanın kendi kendini toparlamasına bile imkan yokmuş gibi duruyor. Yeni bir dünya kuruyoruz doğanın mezarlıklarında. Paul Nash insanların ölümüyle doğanın ölümünü bağdaştırırken şöyle söylüyor: “Ben hiçbir zaman ağaçlara yönelimimi kaybetmedim. Bana göre savaşın yarısı ağaçların anılarından oluşur. Yıkılan ve işkence gören ağaçlar. Dalları kırılmış ve parçalanmış kış ağaçları… Yeşil ve kahve, gri ve beyaz, canlı ve ölü ağaçlar” Yeni bir dünya kuruyoruz. İnsanlık tarihi boyunca hep kurduğumuz gibi, hep olduğu gibi... -Toprak,Sait,2018,İdil Sanat Dergisi, cilt / volume 7, sayı / issue 45 -https://researchrepository.rmit.edu.au/esploro/outputs/bookChapter/A-concentrated-utterance-of-total-war/9921863545601341 -https://artsandculture.google.com/asset/we-are-making-a-new-world-nash-paul/DwHVm44w3XbHOA
Ekleme Tarihi: 04 Eylül 2021 - Cumartesi

Yanmış Ağaçlar/Ölmüş İnsanlar Üzerine-Savaşın Sanata Etkileri

Yeni bir dünya kuruyoruz. Balçıktan, çamurdan, dağılıp parçalanmış yeryüzüne yayılan kirli sulardan... 1918’e gidiyoruz. Paul Nash’in 'We are making a new world' adlı eseri karşılıyor bizi. İngiltere birinci dünya savaşının ortasında. O yıllarda Paul Nash İngiltere’nin resmi savaş sanatçılığını yapıyor. Aç kalmamak, para kazanmak için cephede sanatını icra etmeye çalışan Nash bu savaşın yalnızca insanları etkilemediğini, doğanın da bir çeşit kıyıma uğradığını fark ediyor. Ancak cepheye ilk geldiği yıllarda, bahar aylarında doğanın kendi kendini toparlayabildiğini fark edip rahatlarken kış aylarında gördüğü manzaralar karşısında dehşete düşüyor.

“Hiçbir kalem ya da çizim bu ülkede olup biteni iletemez, aylar ve aylar boyunca, gece ve gündüz gerçekleşen savaşların olağan görüntüsünü. (...) Gün doğumu ve gün batımı kutsala hakaret ediyor, insanla alay ediyorlar; yalnızca yaralı ve şişmiş bulutlardan taşan kara yağmur ve gecenin acı karanlığı böyle bir yerdeki atmosfere uyuyor. Yağmur bastırdığında leş gibi kokan çamur daha şeytani bir sarıya dönüyor, bombaların açtığı çukurlar beyaz-yeşil suyla doluyor, yollar ve raylar inçlerce balçıkla kaplı; ölen karaağaçlar sızlıyor ve terliyor ve bombalar asla durmuyor.”

O zamana kadar iç açıcı manzara resimleri çizen Paul Nash savaşın etkilerini doğanın üzerinden anlatmaya ve dolayısıyla karamsar tablolar çizmeye başlıyor. Onu cepheye, orduyu yüceltmesi, halka moral veren resimler çizmesi için gönderen savaş konseyinin hoşuna gitmiyor bu durum tabii ki. Ancak manzara resimlerinin tarihsel sürecinin kırılma noktalarından biri haline geliyor bu karamsar tablolar.

We are making a new world

Güneş vadinin üzerinde yükseliyor. Artık ne yaptığımıza bakma zamanı. Yönetme, kontrol altına alma hırsımıza… Ölümden dirim çıkaracağına emin öfkeli kalabalıklarımıza, iktidarlara… Sahip olmak, sömürmek tutkusuyla hoyratça el attığımız doğaya… Tüm sevecenliğini yitirmiş yıkık dökük bu vadide yanıp parçalanmış ağaçların çıplaklığı insanı ürkütüyor. Ormanın metafizik gücünün, merhametinin sessizce çekildiği hissine kapılıyoruz. Terkediliyoruz. Yokluk, güvensizlik, çıplaklık… Tüm bu hislere engeller ekleniyor. Bu vadinin devasa girinti ve çıkıntıları arasında asla yürüyemiyoruz. Sanki aydınlanan hava değil de zihnimiz. Karanlıkta yaptıklarımız, karanlıkta kurduklarımız yeni yeni görünüyor gözümüze. Doğanın kendi kendini toparlamasına bile imkan yokmuş gibi duruyor. Yeni bir dünya kuruyoruz doğanın mezarlıklarında.

Paul Nash insanların ölümüyle doğanın ölümünü bağdaştırırken şöyle söylüyor:

“Ben hiçbir zaman ağaçlara yönelimimi kaybetmedim. Bana göre savaşın yarısı ağaçların anılarından oluşur. Yıkılan ve işkence gören ağaçlar. Dalları kırılmış ve parçalanmış kış ağaçları… Yeşil ve kahve, gri ve beyaz, canlı ve ölü ağaçlar”

Yeni bir dünya kuruyoruz. İnsanlık tarihi boyunca hep kurduğumuz gibi, hep olduğu gibi...

-Toprak,Sait,2018,İdil Sanat Dergisi, cilt / volume 7, sayı / issue 45

-https://researchrepository.rmit.edu.au/esploro/outputs/bookChapter/A-concentrated-utterance-of-total-war/9921863545601341

-https://artsandculture.google.com/asset/we-are-making-a-new-world-nash-paul/DwHVm44w3XbHOA

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve offtherecord.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.