Nuri Keleş
Köşe Yazarı
Nuri Keleş
 

(S) Af Kanları İstiyor muyuz?

Her geçen gün daha çok giriftleşen ve dönülmesi enikonu zorlaşan bir yoldayız. Çoğul konuşuyorum çünkü ‘aynı gemideyiz.’ Her gemi belli bir tonaj hacmine sahiptir. Bu yük hacminin aşılması durumunda, gemi önce su almaya, daha sonra da yavaşça batmaya başlar. Geminin su aldığını ve eğer bir şeyler yapılmazsa geminin batacağını bilen kaptan, mürettebatına emir verir ve gemiden önce kovalarla su, ardından en ucuz, gözden çıkarılması en kolay, en değersiz eşyalar atılır. Bu kısa bilgilendirmeden sonra diğer gemlerden farklı olarak ‘bizim gemide’ işlerin böyle yürümediğini ifade etmek isterim. Bizim gemide bir batış yaşanırken gemide olmaması gerekenlerden değil; en başta bizim ‘(s)af kanlarımızdan’ vazgeçiliyor. Bu ‘(s)af kanlar’ tabirini en ‘basit’ şekilde bu milletin evladı olan, hürriyet ve istiklal için canını vermiş, şehit oğlu şehitlerin evlatları diye açıklayabiliriz belki. Ya da yedi ceddi bu topraklarda köklenmiş ama bir göçmen kadar değeri olmayan vatandaş olarak tanımlayabiliriz. Ya da dost-düşmanlara satılan Karadeniz topraklarının çayını satamamış çiftçileri, özelleştirme ile peşkeş çekilen fabrikaların emektar ve mahzun işçileri veya eşref saatine göre konuşan politikacılarımızın ağzından çıkan ve bedelini halkın ödemek zorunda kaldığı Iban numaralarına para atan ama kendi aç kalmış fakir vatandaşlar… Kısaca bu tabir üstüne hakkın asıl hak sahibine verilmeyip mağdur edilmesi etrafında yüzlerce tanım yapabiliriz. Zamanında su yerine Suriyelilerin atılmadığı gibi, bugün de Afganlar yerine ‘(s)af kanları’ atmaya meyilli geminin birer ferdiyiz. Asıl sorumuza dönecek olursak bence biz ‘(s)af kanları’ istemiyoruz…
Ekleme Tarihi: 27 Ağustos 2021 - Cuma

(S) Af Kanları İstiyor muyuz?

Her geçen gün daha çok giriftleşen ve dönülmesi enikonu zorlaşan bir yoldayız. Çoğul konuşuyorum çünkü ‘aynı gemideyiz.’ Her gemi belli bir tonaj hacmine sahiptir. Bu yük hacminin aşılması durumunda, gemi önce su almaya, daha sonra da yavaşça batmaya başlar. Geminin su aldığını ve eğer bir şeyler yapılmazsa geminin batacağını bilen kaptan, mürettebatına emir verir ve gemiden önce kovalarla su, ardından en ucuz, gözden çıkarılması en kolay, en değersiz eşyalar atılır.

Bu kısa bilgilendirmeden sonra diğer gemlerden farklı olarak ‘bizim gemide’ işlerin böyle yürümediğini ifade etmek isterim. Bizim gemide bir batış yaşanırken gemide olmaması gerekenlerden değil; en başta bizim ‘(s)af kanlarımızdan’ vazgeçiliyor.

Bu ‘(s)af kanlar’ tabirini en ‘basit’ şekilde bu milletin evladı olan, hürriyet ve istiklal için canını vermiş, şehit oğlu şehitlerin evlatları diye açıklayabiliriz belki.

Ya da yedi ceddi bu topraklarda köklenmiş ama bir göçmen kadar değeri olmayan vatandaş olarak tanımlayabiliriz. Ya da dost-düşmanlara satılan Karadeniz topraklarının çayını satamamış çiftçileri, özelleştirme ile peşkeş çekilen fabrikaların emektar ve mahzun işçileri veya eşref saatine göre konuşan politikacılarımızın ağzından çıkan ve bedelini halkın ödemek zorunda kaldığı Iban numaralarına para atan ama kendi aç kalmış fakir vatandaşlar…

Kısaca bu tabir üstüne hakkın asıl hak sahibine verilmeyip mağdur edilmesi etrafında yüzlerce tanım yapabiliriz.

Zamanında su yerine Suriyelilerin atılmadığı gibi, bugün de Afganlar yerine ‘(s)af kanları’ atmaya meyilli geminin birer ferdiyiz. Asıl sorumuza dönecek olursak bence biz ‘(s)af kanları’ istemiyoruz…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve offtherecord.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.